Bilgi Bankası Linkler Online Soru-Cevap

İDARİ İŞLEMLERDEN DOĞAN TAZMİNAT DAVALARI

ÖZETİ:Davacının askere sevk edildiği 25.02.2010 tarihinde de askerliğe elverişsizlik kararı verilmesini gerektiren “Mitral tansiyon” rahatsızlığı olmasına rağmen askerlik şubesince askere sevk edildiği, 03.06.2010 tarihi itibariyle aynı rahatsızlık sebebiyle askerliğe elverişsiz olduğu kabul edilerek terhis edildiği, davalı idarece davacıya askerliğe elverişsiz olduğu halde 25.02.2010 tarihinden 03.06.2010 tarihine değin askerlik hizmeti yaptırıldığı bu itibarla davalı idarenin hizmet kusuru içinde bulunduğunun kabulü ile davacının zararlarının davalı idarece karşılanması gerektiği.

Davacı vekili, 22.09.2010 tarihinde AYİM’de kayda geçen dava dilekçesinde ve 30.11.2010 tarihinde yine AYİM’de kayda geçen cevaba cevap dilekçesinde, özetle; müvekkilinin 25.02.2010 tarihinde askere sevk edildiğini; sevk edilmeden önce herhangi bir muayeneye tabi tutulmadığını; son yoklama sırasında “mitral tansiyon” rahatsızlığının bulunduğunu beyan etmesine rağmen bu beyanının dikkate alınmadığını; davacının geleneksel sözlü son yoklama muayenesinin 2000 yılında gerçekleştirildiğini; bu muayenenin normal bir asker gibi yapılmadığını; müvekkilinin rahatsızlığını beyan ettiğinde kendisine mitral yetmezlik teşhisi konulduğunu ve tedavi amaçlı olarak kendisine ağrı kesici ilaçlar verildiğini; müvekkilinin askere alınmadan önceki tecillerinin tamamının açık öğretim öğrencisi olmasından kaynaklandığını; bu rahatsızlığın tespitinin de basit bir tıbbi müdahalenin yeterli olmasına rağmen bunun göz ardı edilmesinin vahamet boyutunu artıran bir başka gösterge olduğunu; davacının, acemi birliğinde de aynı şekilde rahatsız olduğunu dile getirmesine rağmen usta birliğinde tedavi olması gerektiğinin söylendiğini; Pütürge ilçe J. K.lığında görev yaptığı esnada sevk edildiği GATA Hastanesinin 03.06.2010 tarihli raporuyla “Askerliğe elverişli olmadığı” yönünde karar verildiğini; müvekkilinin askerliğe elverişsizliğine neden olan rahatsızlığın doğuştan kaynaklanan bir rahatsızlık olduğunu; aslında hiç askere sevk edilmemesi gerekirken, askere sevk edilmiş ve bir süre askerlik yaptırılmış olması itibariyle davalı idarenin, ağır bir hizmet kusuru içinde bulunduğunu; müvekkilin söz konusu rahatsızlığını bilmese dahi, davalı idarece, araştırmanın yapılması gerektiğini; davacının terhis edilmesi sonrasında eski sağlığına kavuşamadığını; içine girdiği buhran hali, yaşadığı acı ve üzüntü ile sivil yaşamına adapte olmaya çalıştığını; belirtmek suretiyle, davacının maddi zararlarına karşılık 5.000 TL maddi tazminatın; manevi zararlarına karşılık ise 5.000 TL tutarında manevi tazminatın, askere alınma tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Dava dosyasının incelenmesinden; askere sevkini müteakip 27.02.2010 tarihinde 125’inci J.Eğt. A.K.lığı 7’nci J. Eğt.Bl. K.lığına katıldığı anlaşılan davacının, sağlık açısından refüze olması nedeniyle 19.04.2010 tarihinde 9’uncu J.Eğt. A.K.lığına sevk edildiği; acemi eğitimi tamamlamasının ardından 08.05.2010 tarihinde dağıtım iznine gönderilen davacının, katılış yaptığı usta birliği olan Pütürge İlçe J.K.lığınca GATA Hastanesine sevk edildiği; 23.05.2010 – 03.06.2010 tarihleri arasında yatarak tedavi gören ve gerekli muayene ve tedavileri yapılan davacının hakkında, GATA Hastanesinin 03.06.2010 tarihli ve 2180 sayılı sağlık kurulu raporuna istinaden “mitral yetmezlik” teşhisiyle “Askerliğe elverişli olmadığı” yönünde karar verilmesi üzerine terhis edildiği; davacının askere alınmaması gerekirken alınmış olması sebebiyle uğradığı maddi ve manevi zararlarının karşılanması için 19.07.2010 tarihinde davalı idareye yapılan müracaatın dava açma süresi içinde cevap verilmemek suretiyle reddedilmesi üzerine AYİM’de iş bu davanın açıldığı anlaşılmıştır. T.C. Anayasasının 125 nci maddesine göre, idare kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararları ödemekle yükümlüdür. Bu suretle idarenin sorumluluğu Anayasa prensibi olarak kabul edilmiştir. Ancak idarenin sorumluluğunun hangi esaslara göre belirleneceği Anayasa’da belirtilmemiş, bu meselenin halli doktrin ve yargı kararlarına bırakılmıştır. Bugün idarenin sorumluluğu hizmet kusuru ve kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılmaktadır. İster hizmet kusuru isterse kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılsın, genel olarak idarenin tazmin borcunun doğabilmesi için bir zararın mevcudiyeti, zarara yol açan eylemin veya işlemin idareye yüklenebilir nitelikte olması ve zarar ile eylem veya işlem arasında illiyet bağının bulunması zorunludur. Bu şartlardan birinin yokluğu idarenin sorumluluğunu ortadan kaldırır. Bu nedenle ortada bir zarar yoksa veya meydana gelen zararın idari eylem ve işlemle ilgisi bulunmuyorsa, idari faaliyet zararın gerçek nedenini, illiyetini teşkil etmiyorsa, arada illiyet bağı mevcut değilse veya zarara yol açan eylem veya işlem idareye yüklenebilir nitelikte değilse, idarenin sorumluluğu ortadan kalkmaktadır. Devlet adına kamu hizmetini yürüten davalı idarenin halin icaplarına ve ihtiyaca göre hizmeti devamlı ve istikrarlı bir şekilde topluma sunması ve bu hizmeti yürütürken hiç kimsenin zarara uğramamasını sağlamak amacıyla gerekli önlemleri alması zorunlu bulunmaktadır. Bu zorunluluğun gereği gibi yerine getirilmemesi hizmetin kusurlu işlediğinin göstergesidir. Davacının 25.02.2010 tarihinde de askerliğe elverişsizlik kararı verilmesini gerektiren “Mitral tansiyon” rahatsızlığı olmasına rağmen askerlik şubesince askere sevk edildiği, 03.06.2010 tarihi itibariyle aynı rahatsızlık sebebiyle askerliğe elverişsiz olduğu kabul edilerek terhis edildiği, davalı idarece davacıya askerliğe elverişsiz olduğu halde 25.02.2010 tarihinden 03.06.2010 tarihine değin askerlik hizmeti yaptırıldığı bu itibarla davalı idarenin hizmet kusuru içinde bulunduğunun kabulü ile davacının zararlarının davalı idarece karşılanması gerektiği kanaat ve sonucuna varılmıştır. Maddi tazminat isteminde bulunan davacının maddi zararlarının tespiti amacıyla bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş, resen seçilen bilirkişi tarafından düzenlenerek Mahkememize ibraz edilen 07.03.2011 tarihli bilirkişi raporunda; davacının 3.511 TL. maddi tazminat hakedişinin mevcut olduğu bildirilmiştir. Taraflara tebliğ edilen bilirkişi raporuna taraflar itiraz etmemiş, Mahkememizce kabul edilen kıstaslara, ilmi verilere uygun bulunduğundan, hesap bilirkişisi raporu doğrultusunda uygulama yapılmasına karar verilmiştir. Davacının olay nedeniyle duyduğu acı ve ıstırabı karşılayabilmek amacıyla, olayın meydana geliş şekli, tarihi, davacının askerlik statüsü, paranın alım gücü ve işleyecek yasal faiz dikkate alınarak uygun miktarda manevi tazminat verilmesine hükmedilmiştir. Açıklanan nedenlerle ; 1. Davacı….’a bilirkişi raporu uyarınca 3.511,00 TL. (ÜÇBİNBEŞ YÜZONBİR TÜRK LİRASI) MADDİ TAZMİNAT VERİLMESİNE, FAZLAYA İLİŞKİN İSTEMİNİN REDDİNE, 2. Davacı ….’a takdiren 1.000,00 TL. (BİN TÜRK LİRASI) MANEVİ TAZMİNAT VERİLMESİNE, FAZLAYA İLİŞKİN İSTEMİNİN REDDİNE, 3. Hükmedilen maddi ve manevi tazminat miktarlarına davacının askere alındığı 25.02.2010 tarihinden ödeme tarihine kadar yıllık %9 (YÜZDE DOKUZ) yasal faiz YÜRÜTÜLMESİNE, 06 NİSAN 2011 tarihinde OYBİRLİĞİ ile karar verildi. (AYİM 2.D.,06.04.2011; E. 2011/53, K. 2011/481)

Dergi No:27
Karar Dairesi:AYİM 2.D
Karar Tarihi:06.04.2011
Karar No: E. 2011/53
Karar No: K. 2011/481

Copyright 2014 Baytok Hukuk Bürosu. Her hakkı saklıdır.

Turna Medya Reklam ®
Turna Medya Reklam ®
Bugün : 1395 Toplam : 1297328 IP Adresiniz : 54.82.58.198